Dün 10. ay kontrolüne gittik doktorumuza. Boy:73cm, kilo:9,300gr. olmuş. Her zaman elimde bir soru listesiyle gittiğim aylık kontrollerin aksine, bu sefer soracak soru bulamadım, hemencecik bitti kontrolümüz.
Hafta sonu Cenk ve İpek geldiği için annemlerde kaldık hep beraber. Gündüzleri fuarda olduklarından sabah ve akşamları hasret gidermeye çalıştık. Dila bol bol cilvelendi dayı ve yingeye, bütün şirinliklerini sergiledi. Dayıyla, yingesi de hediye olarak ilk enstrümanını almışlar kızımıza; gitar…(Bizden pek fırsat bulamadı oynamaya gerçi yavrucak :) )
Hasretle kucaklanan, öpülüp koklanan, bol bol oyun oynatılan ve kucaktan inmeyen sevgi pıtırcığı mest oldu tabi. Normalde uykusu azıcık gecikince homurdanan bızdık, gece ve gündüz uyumamak için elinden geleni yaptı. Daha yattığı odaya yaklaşırken başlıyordu çılgınlar gibi ağlamaya. Bir yolunu bulup başarınca yatırmayı, bu sefer de sabaha karşı 3:00-4:00 gibi oyun oynamaya hazır bir halde, ağlayarak kalkıyor ve salona gidene kadar da susmuyordu. Ben de hasta olduğumdan, anneciğimi epeyce bir yorduk bu hafta sonu.
Kuzeni Ela’ya da Pazar günü kavuştu Dila. Ela tam bir abla modundaydı. Birer birer oyuncaklarını getirip Dila’ya verdi oynaması için. Beraber oturup vakit geçirdiklerini görmek çok keyifliydi.
Dila’nın ilklerine yenileri eklendi bu hafta sonu. Bay bay deyince el sallamaya başladı, yardımsız koltuğun kenarına tutunarak ayağa kalktı, eliyle gel gel işareti yapmaya başladı (bunu yaparken de şaşkın şaşkın ellerine bakıyor), tos deyince anlını anlımıza dayıyor ve gülüyor. İleri emeklemede de epeyce hızlandı.
22 Mart 2011 Salı
16 Mart 2011 Çarşamba
Dila emekliyor, hem de ileri :)
Dila bugün ilk kez ileri emekledi :) Aslında pek emeklemekten hoşlanmıyor, hep ayakta durmak istiyor ama bugün dışarıdan geldiğimde özlemiş olsa gerek ki, yerde otururken bana doğru yaklaşık bir metre emekledi. Koltuk kenarında yan yan ilerlemede ise epeyce ilerleme kaydetti, kendine güveni geldi. Artık seri bir şekilde ilerliyor. Yalnız onda da sadece sağa doğru gitmeye alıştı, sola gitmiyor. Ne numaralar yapıyoruz sola gitsin diye ama işe yaramıyor. Kısacası bizim kız gittiği yerden dönemiyor, emekleyerek de, yürüyerek de :)
Artık bunu yazmaktan sıkıldım ama Dila yine hasta. Cuma günkü aşıdan sonra toparlayamadı. Yine grip olmuş. Nerdeyse evden hiç çıkmadığımız halde nasıl bu kadar çok grip oluyor hiç anlamıyorum. Belki de Şebo’nun dediği gibi evden çıkmadığımız için oluyordur. Hastayken çıkmayalım diyorum, tam iyileşiyor hava çok kötü oluyor. Tam hava düzeliyor çıkalım diyorum, Dila hasta oluyor. Tam ikisi de düzeliyor, bu sefer ben hasta oluyorum. Kışı böyle geçirdik. Neyse ki bahar geldi, biraz daha böyle devam etseydi, delirirdim herhalde.
Bu hafta sonu Dila, dayı ve yingesine kavuşuyor :) Hepimiz çok özledik çok, sabırsızlıkla bekliyoruz.
Artık bunu yazmaktan sıkıldım ama Dila yine hasta. Cuma günkü aşıdan sonra toparlayamadı. Yine grip olmuş. Nerdeyse evden hiç çıkmadığımız halde nasıl bu kadar çok grip oluyor hiç anlamıyorum. Belki de Şebo’nun dediği gibi evden çıkmadığımız için oluyordur. Hastayken çıkmayalım diyorum, tam iyileşiyor hava çok kötü oluyor. Tam hava düzeliyor çıkalım diyorum, Dila hasta oluyor. Tam ikisi de düzeliyor, bu sefer ben hasta oluyorum. Kışı böyle geçirdik. Neyse ki bahar geldi, biraz daha böyle devam etseydi, delirirdim herhalde.
Bu hafta sonu Dila, dayı ve yingesine kavuşuyor :) Hepimiz çok özledik çok, sabırsızlıkla bekliyoruz.
9 Mart 2011 Çarşamba
Yengeç adımları
Dila bugün ilk kez koltuğa tutunup, kendi başına yan yan bir metre kadar ilerledi. Ama bunu kaplumbağa hızıyla yapıyor tabi. Arkasına geçip onu izlemek çok keyifli oluyor. Minik minik ayaklarını nereye koyacağını bilemiyor, sürekli eğilip ayaklarına bakıyor. Bazen de bir balerin edasıyla parmak ucunda yürüyor :) Arada da bana dönüp gülümsüyor, başardığı şeyden son derece mutlu ve gururlu. Annesi de tabi…
Bir de müzik duyunca popo sallamaya başladı hafiften. Bazen buna kafa da eşlik ediyor. Yani tam mıncıklık kıvamda.
Az önce de bahçede bir kedi gördü, içi gitti. O da annesi gibi kedi aşığı olacak galiba :)
Bir de müzik duyunca popo sallamaya başladı hafiften. Bazen buna kafa da eşlik ediyor. Yani tam mıncıklık kıvamda.
Az önce de bahçede bir kedi gördü, içi gitti. O da annesi gibi kedi aşığı olacak galiba :)
3 Mart 2011 Perşembe
Son durumlar
Bızdık iyileşti, ilaçlardan da kurtulduk, mutluyuz :) Geçen haftaki kontrolümüzde iyi buldu doktorumuz Dila’yı. Boyunu da yeniden ölçtü, 70cm.miş, geçen sefer yanlış ölçmüş. Hastalık süresince kaybolan iştah ve neşe de yerine gelmeye başladı.
Bu aralar inanılmaz hareketli kuzu, ele avuca sığmıyor. Hatta yatağında, uykudan uyanır uyanmaz emekleme pozisyonuna geçiyor, tepiniyor, parmaklıklara tekme ya da kafa atıyor, kalkmaya çalışıyor, beni görünce de “bak neler yapıyorum ben” dercesine gururla gülücükler atıyor, çok şirin :)
Gündüz uykularımız, üçten ikiye düştü. Dolayısıyla oyun ve aktivite zamanımız arttı. İkimizde alışmaya çalışıyoruz bu yeni duruma. Yalnız oynamaktan ya da oyalanmaktan pek hoşlanmadığından, benim için biraz zor oluyor tabi. Mutfaktan bir şey almaya gitmek bile mesele, odadan çıkacağımı anladığı anda ağlamaya başlıyor. Neden bu kadar tepki gösteriyor anlamıyorum, normal mi onu da bilemiyorum.
Daha fazla iletişim kurabildiğimizi hissediyorum son günlerde. Daha fazla kıkırdıyoruz beraber, yeni oyunlar buluyoruz, daha çok eğleniyoruz. Belki de bu yüzden uyumak konusunda çok isteksiz bu aralar. Dayanamayacak kadar uykusu gelmişse yatıyor ancak. Onda da başında beklememi istiyor dalıncaya kadar. Eskisi gibi yatırır yatırmaz çıkamıyorum odasından. Son hastalığın bize bıraktığı bir hediye oldu bu da.
Salı günü nihayet Şebo ve Buğra’yı görmek için karşıya gitmeyi başardık. Güzel bir öğleden sonra geçirdik birlikte. Gerçi sohbet edip, hasret giderebildik mi, orası tartışılır ama bu da bir başlangıç sayılır. En azından bir araya gelebildik. Bıdıklar şaşkın şaşkın baktı durdu birbirine. Biz de, yaşasın ikisi bir aradayken bol bol fotoğraf çekelim delisi olduk. Patlayan flaşlar ve “Buğra”, “Dila” çığlıklarıyla daha da şaşkına döndü kuzular :)
Bu aralar inanılmaz hareketli kuzu, ele avuca sığmıyor. Hatta yatağında, uykudan uyanır uyanmaz emekleme pozisyonuna geçiyor, tepiniyor, parmaklıklara tekme ya da kafa atıyor, kalkmaya çalışıyor, beni görünce de “bak neler yapıyorum ben” dercesine gururla gülücükler atıyor, çok şirin :)
Gündüz uykularımız, üçten ikiye düştü. Dolayısıyla oyun ve aktivite zamanımız arttı. İkimizde alışmaya çalışıyoruz bu yeni duruma. Yalnız oynamaktan ya da oyalanmaktan pek hoşlanmadığından, benim için biraz zor oluyor tabi. Mutfaktan bir şey almaya gitmek bile mesele, odadan çıkacağımı anladığı anda ağlamaya başlıyor. Neden bu kadar tepki gösteriyor anlamıyorum, normal mi onu da bilemiyorum.
Geri geri emeklemeye devam. Ayakta durmaya da bayılıyor, koltuğun kenarına tutunup epeyce durabiliyor. Kollarından tutunca adım atıyor, “tay tay” deyince çok gülüyor (nedenini anlamış değilim :) ).
Molfix reklamı çıktığında televizyona kitleniyor bizimki ve hiçbir şeyi gözü görmüyor. Önüne geçersem o esnada, eğilip görmeye çalışıyor, çok eğleniyorum.Daha fazla iletişim kurabildiğimizi hissediyorum son günlerde. Daha fazla kıkırdıyoruz beraber, yeni oyunlar buluyoruz, daha çok eğleniyoruz. Belki de bu yüzden uyumak konusunda çok isteksiz bu aralar. Dayanamayacak kadar uykusu gelmişse yatıyor ancak. Onda da başında beklememi istiyor dalıncaya kadar. Eskisi gibi yatırır yatırmaz çıkamıyorum odasından. Son hastalığın bize bıraktığı bir hediye oldu bu da.
Salı günü nihayet Şebo ve Buğra’yı görmek için karşıya gitmeyi başardık. Güzel bir öğleden sonra geçirdik birlikte. Gerçi sohbet edip, hasret giderebildik mi, orası tartışılır ama bu da bir başlangıç sayılır. En azından bir araya gelebildik. Bıdıklar şaşkın şaşkın baktı durdu birbirine. Biz de, yaşasın ikisi bir aradayken bol bol fotoğraf çekelim delisi olduk. Patlayan flaşlar ve “Buğra”, “Dila” çığlıklarıyla daha da şaşkına döndü kuzular :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
