28 Kasım 2011 Pazartesi

İlk çiş zaferi :)

Çok faydalı bir icatmış bu müzikli oturak. Şebocuğumun tavsiyesi üzerine internetten sipariş ettiğim, günlerdir de sabırsızlıkla yolunu beklediğim müzikli oturak cumartesi günü geldi sonunda. Büyük bir heyecanla kutuyu açıp, Dila’ya bir bardak suyu oturağa boşaltmak suretiyle uygulamalı bir sunum yaptım. Heveslendi hemen oturdu ama tık yok. Birkaç kez daha başarısız girişimlerde bulunduktan sonra ben herhalde daha hazır değil deyip vazgeçiyordum ki, bu sabah kalktıktan birkaç dakika sonra çiş dedi ve beni elimden tutup tuvalete götürdü. Ben de tabi, tabi, eminim vardır kızım deyip ümitsizce oturttum. Müzik sesi gelmeye başlayınca şok oldum. Aylardır denemediğimiz yöntem, klozet aplikatörü kalmamıştı. Genelde çiş ve kakasını söylüyor fakat oturunca yapmıyordu. Dün akşam kuzeni Ela’nın tuvaletini yapmasını izleyip, özenmiş olması da muhtemel. Gerisi gelir mi bilmem ama çok sevindim bu gelişmeye. Bu aralar alt değiştirmek kabus gibi çünkü.
Bu hafta sonu fark edilir değişimler gördük Dila’da. Davranışlarında bebeklikten çok, çocukluk var sanki. Biz yemek yerken ya da yaparken kucağımızdan inmezken, iki gündür kendi kendine takılmaya, oynamaya başladı. Legolarıyla 10-15 dakika tek başına oynadı, şarkılar söyleyip, hopladı, zıpladı. Ela’yla oynamaya, diyalog kurmaya çalıştı. Çatal ve kaşık kullanmaya başladı(tam başardığı söylenemez ama büyük bir çaba içerisinde). Birkaç haftadır da suyunu bardaktan içmeye başladı. Bütün bu değişimlerin tam bir buçuk yaşını doldurmasına denk gelmesi çok ilginç. İlk adımını da tam bir yaşını doldurduğu gün atmıştı.
Bir buçuk yaş kontrolüne de gittik bu hafta. Boy 83,5cm, kilo 11,840gr. Gelişimini beğendi doktorumuz. Kan sayımı yapıldı, o da iyi çıktı. Tek problem yine larenjit olmuş.
Uyku konusunda doktorumuz da “21:30 da mutlaka yatmış olmalı, ağlasa da yatırın” deyince, bunu uygulama kararı aldık biz de. Bu aralar hastalığının da etkisiyle gece 12’lere kadar oturmaya başlamıştı. İlk denememizde 3 dakika ağladı ve uyudu. Bakalım devamı nasıl gelecek…
Uyku konusunu bir düzene soktuktan sonra, sıra emziğe gelecek. Sirkeye batırarak vermeyi önerdi doktorumuz. Dila görmeden tabi. İşe yarayacak mı bilmiyorum ama o sürecin çok sancılı geçeceğini tahmin ediyorum.

15 Kasım 2011 Salı

merhaba iki yaş senrdomu

Bir ay olmuş en son blog yazısı yazalı inanamıyorum. Neler oldu diye düşünüyorum ama sıcağı sıcağına yazmayınca çok genel  şeyler geliyor insanın aklına. En belirgin değişim konuşma ve inatlaşma konusunda oldu sanırım.
Her söylenileni tekrar etme modunda. Şu aralar favori kelimeleri;  aşkım, guzuum, limogata(limonata), adadürg(Atatürk)… Ananesinden kapmış bu kelimeleri.
İki yaş sendromu belirtileri kendini göstermeye başladı. İtiraf etmeliyim çok korkuyorum. Hemen gidip kendime yeni kitaplar aldım çocuk gelişimiyle ilgili(ne zaman okuyacaksam). Alt değiştirmek, giydirmek tam bir kabus. Tek başıma alt değiştirmek için, önce kendimi bir on dakika ikna etmem gerekiyor, sonra da Dila’yı. Bu yirmi dakikanın sonunda bir de tekrar üstünü giydirebilmek için aynı süreci yaşıyoruz. Üst baş değiştirmek bundan da beter. Bu soğukta evde 15-20 dakika çıplak kaldığı oldu ve iki kişi giydirmeyi başaramadık. Göründüklerinden çok daha kuvvetli bu yer cüceleri.
Bir de, geçen hafta Dila’yı ananesine bırakıp gittiğimiz 5 günlük tatil eklenince bu iki yaş sendromuna, tadından yenmez oldu bizim bıdık. Gittiğimizin üçüncü günü başlamış bize tavır yapmaya. Fotoğraflara bakıp bakıp herkesi sayıyor, bizi görmezden geliyormuş. İçim parçalandı bunu duyunca. Havaalanında karşılamaya geldiğinde ise, biz gelene kadar anne, baba diye sayıklamış ama bizi görünce bir kere sarılıp öpmedi bizi. Sadece gülümsedi, kızmış belli ki. Ama biz aldırmadan yumulduk elma yanaklara. Bir taraftan baba, bir taraftan ben doyamadık öpmeye. Şimdi aramız iyi, sadece kuala gibi kucağımızdan inmek istemiyor bızdık.
Henüz alışamadığım bir başka şey de; saçma sapan şeyler için morarana kadar ağlaması. Bakakalıyorum, hiçbir anlam veremiyorum. İki yaş sendromunun bir parçası tabi biliyorum ama yine de garip geliyor işte.