17 Ekim 2011 Pazartesi
hafta sonundan manzaralar...
Asya, Haluk Buğra ve Dila... Üçünüzü de çoook seviyorum. Harika bir gün geçirmemize izin verdiğiniz için de ayrıca teşekkür ediyorum. Büyüdüğünüzde anneleriniz gibi kanka olursunuz umarım :)
14 Ekim 2011 Cuma
Dila nerede?
Tatille ilgili yazmayı unuttuğum önemli bir gelişmeyle başlamak istedim bu yazıya. Dila çişini söylemeye başladı. Yapmadan önce değil, yaparken söylüyor ama olsun, ne yaptığının farkında olması da güzel bir gelişme. Her seferinde söylemiyor, öyle keyfi tutarsa. İlk başta kakaya da, çişe de “çişşşş” diyordu, artık kakaya “gaga” diyor. Henüz başarılı bir icraatı olmasa da, halasının aldığı merdivenli tuvalet aplikatörüne büyük bir hevesle oturuyor kuzum.
Konuşma konusunda küçük bir papağanımız olduğunu söyleyebilirim artık. Hoşuna giden kelimeleri tekrarlıyor. Annemmm, babammm, ananemmm, halammm gibi sözlerle hepimizi mest ediyor. Bir kabahat işlediyse hemen sarılıp “annem” diyerek ya da öperek gönül alıyor.
Köpek dişleri çıkıyor, yani huysuzluk, ishal, uykusuzluk yine hayatımızda. Yeni atlattığı larenjit, iki olan gündüz uykusunu teke düşürme ve emziği bıraktırma çabalarımız düşünülürse iyi gittiğimiz söylenebilir J
Kendi kendine şarkılar söylemeye başladı bızdık. “naaay naaay naaaaaaay” diye doğaçlama takılıyor.
Bir de yeni merakı perdelerin arkasına saklanmak. Biz onu “Dila nerede acaba?” diye ararken hiç sesini çıkarmadan ve kıpırdamadan duruyor. Gelin de bulun bakalım Dila’yı…
21 Eylül 2011 Çarşamba
Tatil bittiiiii...
Bir hafta Silivri, birkaç gün bayram ziyaretleri ve 16 gün süren güney tatilinin sonunda döndük evimize. Dila şu bir ayda inanılmaz değişti.
Tatilimizin İzmir-Çeşme’yle başlayan ilk kısmında Dila, fazla görüşemediği dayı ve yengesiyle iyice kaynaştı. Beraber kaldığımız Alaçatı’daki evde, Dila sabahları uyanır uyanmaz “day daaaaaay” diye bağırarak dayısını arıyordu.
İkinci durağımız Bodrum’du. Gülüm, Gürkan ve kızları Asya’yla(3 yaşında) çok güzel üç gün geçirdik. Küçük kıskançlıklarla başlayan Asya-Dila ilişkisi, ayrılırken diğerinin ismini sayıklama haline dönüşmüştü. Umarım büyüdüklerinde de bizim kadar iyi anlaşırlar.
Üçüncü durağımız olan Datça-Palamutbükü gittiğimiz en sakin tatil beldesi olmasına rağmen, en sosyalleştiğimiz yer oldu. Kızımız ilk defa bir erkek arkadaşıyla sahilde el ele tutuşup yürüdü J Kelimelerin sadece ilk hecesini söyleyen Kuzey(20 aylık) “Di, di, di” diyerek Dila’nın peşinden ayrılmadı. Birkaç bebekle daha tanışan Dila, onlara karşı sıcak ama mesafeliydi. Genelde oyuncağı alınan ve gözlem yapan taraf oldu.
İlk kez Dila’nın önüne bir kase yoğurt ve bir kaşık koyduk, kendi başına yemesi için. Sonunda on parmağı, yüzünün büyük bir kısmı ve mama sandalyesi yoğurttan nasibini almıştı ama çok eğlendi bızdık. Bizde tabii…
Sadece bir gün kaldığımız sonraki durağımız Ölüdeniz’de kızımıza bir çanta aldık. 40 yıldır takıyormuş gibi koluna takıp, kırıtarak yürüyüşünü görünce koptuk. Bu yeni nesil bir tuhaf, doğuştan kokoşlar J
Son durağımız Kaş’ta Dila gezme moduna iyice alışmıştı artık. Otel odasında on dakikadan fazla kalırsak, terliklerimizi giydirmeye çalışıp, “attaaaa” diyerek kapıya sürüklüyordu bizi. Akşamları pusette uyumaya o kadar alışmıştı ki, uykusu gelince pusetini istemeye başladı (dönünce yatakta uyumayacak diye korkmaya başlamıştım ama neyse ki öyle olmadı).
Akşamları Dila pusetinde uyurken, biz gezmeye ve keyif yapmaya devam ettik tabiî ki. Sabahları da erken kalkmak istemedik haliyle. Dila’nın şöyle bir huyu var; uyanınca genelde 5-10 dakika mırıldanır, olmadı anne ya da baba diye seslenir ve cevap alamazsa bir süre sonra yeniden uyur. Biz de bu güzel huyu sonuna kadar değerlendirdik ve bu sayede 9-9:30’lara kadar uyuduğumuz oldu. Bunlardan birinde Dila uyanmış(park yatağında uyuyor kendisi) ve bizi uyandırmaya çalışırken emziğini düşürmüş yatağın altına. E emziksiz de uyuyamıyor. Sonuç şöyle:
Anneeee……… anneeeeeeeee………
Babaaaaa……….. babaaaaaaaa…………
Bizden ses yok
Mene, mene (emzik)…………….
Alla allaaaaaaaa????????
Kısacası bizim bızdık derdini gayet güzel anlatıyor artık. Konuşmayı da bayağı geliştirdi. İşte bazı yeni kelimeler;
Aylan (ayran)
Baaabus (karpuz)
Btik (patik-ayakkabı)
Baa (bal)
Musşş (muz)
Şşşşü (süt)
Ssss (su)
Mene (emzik)
Mamen (badem)
Daj (taş—bu tatil boyunca en çok duyduğumuz kelime)
Nen nen (araba sesi)
Baagak (bardak)
Badades (patates)
Becete (peçete)
Abba (abla)
İstanbul’da uzun zamandır görüşemediğimiz dostlarımız Selen, Akgün ve kızları Duru’yla da Kaş’ta buluştuk ve 4-5 saat de olsa hasret giderdik. Dila’dan altı ay büyük olan Duru’nun sevgi dolu sarılma teşebbüslerine bizim ki her ne kadar çekimser yaklaştıysa da, bence iyi anlaştılar. Biz de parkta çocukları sallarken, beraber bir çok kez tatil yapmış insanlar olarak Selen’le birbirimize bakıp halimize inanamadık, her şey ne kadar farklı.
Dönüşümüz molalarla birlikte 12 saat sürdü ve Dila bu sürenin sadece üç saatinde uyudu. Geri kalan sürede animatörlük işi bana düştü tabii. Badem, oyuncak, şarkı, fotoğraf makinesi gibi şeylerle oyalamaya çalıştım bızdığı. Kolay olmadı ama başardık.
Eski uyku ve yemek düzenimize dönmeye başladık yavaş yavaş. Beklediğimden daha çabuk uyum sağladı. İki gündüz uykusuna devam. Döndüğümüzden beri(cumartesi) uyku dışında emzik de vermiyoruz. Arada tutturuyor ama dikkatini başka yöne çekerek (hala yapabiliyorken bu yöntemi değerlendirmek lazım) unutturuyoruz.
23 Ağustos 2011 Salı
yeni kelimeler, hareketler...
alla allaaaa
mammal (mandal)
mamba (lamba)
mamam (tamam)
Öğrenmeye tam gaz devam. Bir çok şeyi gayet güzel anlayıp, şaşırtıyor bizi. Geçende babası salonda eline bir magnet verip "al bunu buzdolabına yapıştır" dedi yapacağını hiç de düşünmeden. O sırada mutfakta olan ben şaşkınlıkla izledim bunu yapışını. Ne buzdolabını öğrettik (ki mutfağa pek giremiyor), ne yapıştırmak kelimesini.
Söylediğimiz kelimeleri tekrar çabası içinde şu aralar. Bütün kelimeler mama'nın versiyonlarına dönüşsede çabalıyor :)
Yavaş yavaş nesnelerin kime ait olduklarını anlayıp, söylemeye başlıyor. Bugün dedesinin terliklerini gördü ve "dede" dedi. Biz de annemin terliklerini gösterip (hiç giymediği terlikler) bu kimin dedik. Cevap "nannanne".
Dün mağzalardan birinde bir ayakkabı beğendi kendine ve yapıştı. Kasada parasını ödemek için bile alamadık elinden. Kasiyer çaresiz Dilanın elinde çıkardı manyetik alarmını. Annanesinin hediye olarak aldığı ışıklı ayakkabıyı ayağından çıkarmıyor şimdi ve "kim aldı kızım?" diye sorunca "nannanne" diyor.
Bebeklerini salıncağa koyup, "eee eeee eeee" diye ninni söyleyip, sallıyor.
Çok sevdiğim yeni becerilerinden biri de sofra toplamak. Babası masadan eline tuzluk, nihale gibi şeyler verip mutfağa gönderiyor Dila'yı. Bizimki çok önemli bir görevi yerine getirmenin heyecanıyla uzatıyor bana tuzluğu ve teşekkür etmeme bile fırsat tanımadan yeni görevi için koşuyor salona. Ne yalan söyleyeyim sofra toplamak hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı.
mammal (mandal)
mamba (lamba)
mamam (tamam)
Öğrenmeye tam gaz devam. Bir çok şeyi gayet güzel anlayıp, şaşırtıyor bizi. Geçende babası salonda eline bir magnet verip "al bunu buzdolabına yapıştır" dedi yapacağını hiç de düşünmeden. O sırada mutfakta olan ben şaşkınlıkla izledim bunu yapışını. Ne buzdolabını öğrettik (ki mutfağa pek giremiyor), ne yapıştırmak kelimesini.
Söylediğimiz kelimeleri tekrar çabası içinde şu aralar. Bütün kelimeler mama'nın versiyonlarına dönüşsede çabalıyor :)
Yavaş yavaş nesnelerin kime ait olduklarını anlayıp, söylemeye başlıyor. Bugün dedesinin terliklerini gördü ve "dede" dedi. Biz de annemin terliklerini gösterip (hiç giymediği terlikler) bu kimin dedik. Cevap "nannanne".
Dün mağzalardan birinde bir ayakkabı beğendi kendine ve yapıştı. Kasada parasını ödemek için bile alamadık elinden. Kasiyer çaresiz Dilanın elinde çıkardı manyetik alarmını. Annanesinin hediye olarak aldığı ışıklı ayakkabıyı ayağından çıkarmıyor şimdi ve "kim aldı kızım?" diye sorunca "nannanne" diyor.
Bebeklerini salıncağa koyup, "eee eeee eeee" diye ninni söyleyip, sallıyor.
Çok sevdiğim yeni becerilerinden biri de sofra toplamak. Babası masadan eline tuzluk, nihale gibi şeyler verip mutfağa gönderiyor Dila'yı. Bizimki çok önemli bir görevi yerine getirmenin heyecanıyla uzatıyor bana tuzluğu ve teşekkür etmeme bile fırsat tanımadan yeni görevi için koşuyor salona. Ne yalan söyleyeyim sofra toplamak hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı.
22 Ağustos 2011 Pazartesi
iyi ki dooğduuun nannanneee
Nannanenin (Dila'ca annanne) doğumgünü şerefine daydayla, yenge geldi İzmir'den ve hepberaber keyifli bir hafta sonu geçirdik Silivri'de. İşte bir kaç kare...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





