Doktorumuz gittikten sonra, hemen hemen bir saat içerisinde benim ufak ufak sancılarım başladı. Ama doğum sancısı gibi gelmedi bir süre. Baban yatmıştı, annemi de eve göndermiştik. Bekleyip anlamaya çalıştım kendi kendime. Daha sonra da hemşireyi çağırdım. O da NST’ye bakıp (sancı şiddeti ve senin kalp atışlarını gösteren cihaz) doğum sancısı olsa yerimde duramayacağımı, bunun doğum sancısı olmadığını söyledi(ne kadar profesyonel bir yaklaşım). Biraz daha bekledim. Baktım sancı araları düzenli olarak azalıyor ve şiddeti de gittikçe artıyor, artık emin oldum ve babanı uyandırdım. Dünden uykusuz olduğu için epey zor oldu uyandırmak. Hemşire, muayenesi sonucu daha vaktin olduğuna karar verdi ve lütfedip sabahki ameliyatın saatini 8:00’e kaydırdı. Oysa bana her an doğacakmışsın gibi geliyordu.
Sonuç olarak inanılmaz sancılarla geçen gecenin ardından, normal yolla doğmana ramak kala, çığlıklar eşliğinde ameliyathaneye indirildim. Ve orada da, bir süre Yılmaz Abi’nin gelmesini bekledik. Hayatımın en uzun dakikalarıydı doğruyu söylemek gerekirse… Çoğu doğuma girenlerin aksine, ben seni doğurmamaya çalışıyordum. Doktorumuz normal doğumu riskli bulmuştu çünkü. Oysa sen doğmak için elinden gelini yapıyordun ve çok da güçlüydün.
Babanı yeşiller içinde ameliyathanede gördüğümde, hayal mi, gerçek mi zor ayırdım. Sonrası zaten karanlık. Kendime gelirken sadece birkaç saniye geçmiş gibi geldi bana. İnanılmaz derecede bitkindim. Konuşmalar çok derinlerden geliyordu. Doğumun bittiğini anlamam çok zaman aldı sanırım. Birisinin “kızın çok iyi” dediğini duydum sadece. Kızım mı??? O karnımda değil miydi artık? Çok garip bir duygu. Sonra bekleyenleri gördüm. Ananen, babaannen, halan, Türkan yengen, Aslı teyzen… Başka kim vardı fark edemedim. Her şey buğuluydu. Karmakarışık… Sonra beni odamdaki yatağa aldılar ve biraz sonra sen geldin. Ya da zaten odadaydın, tam hatırlayamıyorum. Seni emmen ve tanışmamız için göğsüme koyduklarında ve sen hemen iştahla emmeye başladığında hissettiğim şeyi tanımlamak çok zor. Çok mutluydum. Yorgun ama çok mutlu ve gururlu… “O’nu ben doğurdum” J
Sütümün hemen gelmesi, çektiğim o sancıların hepsine değerdi doğrusu. Her şeyin yolunda olması ve iki gecedir uyumamanın etkisiyle bütün kaslarım gevşedi ve pelte gibi oldum. Yalnız yüzündeki morluklar, çizikler ve alnındaki morumsu renk biraz canımı sıkmıştı. Neden o halde olduğunu, tam olarak bir- bir buçuk ay sonra anladım. O zamana kadar baban bana doğumun detaylarını hiç anlatmadı. “Neden karnımı yamuk kesmişler?” diye sorduğumda anladım nasıl doğduğunu. Çok acele kesmişler karnımı çünkü, sen doğum kanalına girmişsin ve doğmak üzereymişsin. Başını doğum kanalından çekip çıkarmak için iki doktor pey uğraşmışlar. O arada olmuş, yüzündeki bütün o morluklar ve çizikler. Ve daha sonra babanın çektiği videodan izlediğim şeyse beni şok etti. Sen doğduktan sonra, bir buçuk dakika nefes alamamışsın. Doktorumuz ve hemşirenin yoğun uğraşıyla ilk nefesini alarak ağlamaya başlamışsın (Ne kadar güzel ki, bu ilk nefesini babanın çektiği video sayesinde bir gün sen de izleyebileceksin).
Babanı yeşiller içinde ameliyathanede gördüğümde, hayal mi, gerçek mi zor ayırdım. Sonrası zaten karanlık. Kendime gelirken sadece birkaç saniye geçmiş gibi geldi bana. İnanılmaz derecede bitkindim. Konuşmalar çok derinlerden geliyordu. Doğumun bittiğini anlamam çok zaman aldı sanırım. Birisinin “kızın çok iyi” dediğini duydum sadece. Kızım mı??? O karnımda değil miydi artık? Çok garip bir duygu. Sonra bekleyenleri gördüm. Ananen, babaannen, halan, Türkan yengen, Aslı teyzen… Başka kim vardı fark edemedim. Her şey buğuluydu. Karmakarışık… Sonra beni odamdaki yatağa aldılar ve biraz sonra sen geldin. Ya da zaten odadaydın, tam hatırlayamıyorum. Seni emmen ve tanışmamız için göğsüme koyduklarında ve sen hemen iştahla emmeye başladığında hissettiğim şeyi tanımlamak çok zor. Çok mutluydum. Yorgun ama çok mutlu ve gururlu… “O’nu ben doğurdum” J
Sütümün hemen gelmesi, çektiğim o sancıların hepsine değerdi doğrusu. Her şeyin yolunda olması ve iki gecedir uyumamanın etkisiyle bütün kaslarım gevşedi ve pelte gibi oldum. Yalnız yüzündeki morluklar, çizikler ve alnındaki morumsu renk biraz canımı sıkmıştı. Neden o halde olduğunu, tam olarak bir- bir buçuk ay sonra anladım. O zamana kadar baban bana doğumun detaylarını hiç anlatmadı. “Neden karnımı yamuk kesmişler?” diye sorduğumda anladım nasıl doğduğunu. Çok acele kesmişler karnımı çünkü, sen doğum kanalına girmişsin ve doğmak üzereymişsin. Başını doğum kanalından çekip çıkarmak için iki doktor pey uğraşmışlar. O arada olmuş, yüzündeki bütün o morluklar ve çizikler. Ve daha sonra babanın çektiği videodan izlediğim şeyse beni şok etti. Sen doğduktan sonra, bir buçuk dakika nefes alamamışsın. Doktorumuz ve hemşirenin yoğun uğraşıyla ilk nefesini alarak ağlamaya başlamışsın (Ne kadar güzel ki, bu ilk nefesini babanın çektiği video sayesinde bir gün sen de izleyebileceksin).

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder