2010’un son günü bugün. Evde TV açılmayınca, dışarı da fazla çıkmayınca insan yılbaşı havasına giremiyor pek. O yüzden de, seneye kuramayacağımızı fark ettiğim yılbaşı ağacımızı dün kurdum ve süsledim. Sen büyülendin tabi, uykudan uyanıp da salonun bir köşesinde ışıl ışıl duran ağacı görünce. Uzaktan bakmak kesmedi, yanına götürdüm. Dallarını çekiştirmek hoşuna gitti, epeyce eğlendin. İyi ki kurmuşum.
Babanın doğumgününü kutladık dün akşam. Küçük bir aile olduğumuzu bu özel günlerde daha çok fark ediyorum. Hep beraber sofraya oturup yemek yedik, çok keyifliydi. Çıkardığın güzel seslerle sen de katıldın sohbetlerimize.
Bugün doktorumuz Meral hanıma kontrole gittik. Bu on günde 300gr. almışsın. Asıl haberse, sol alt dişin çıkmış. Biz de fark etmiştik dün ama emin olamamıştık. “Diğeri de geliyor, yakında çıkar” dedi Meral hanım. Üç gündür burnun akıyor, tıkanıyor, hafif ateşin çıkıyor, çok az da öksürüyorsun. Diş çıkarken bünye biraz zayıf düşebilirmiş, biraz da üşüttün herhalde ve işte sonuç. Ciddi bir şey değilmiş neyse ki. Bir ilaç verdi aslında doktorumuz ama biz “kullanmasak olur mu?” diye sorduğumuzda, “olur, burnuna sık sık serum fizyolojik damlatın” deyince doktorumuz, ilaçtan hoşlanmayan insanlar olarak sevindik buna tabi.
Yemek konusuna gelince, rondoyla püre haline getirdiğim sebze karışımlarına son. Ezerek ve ayrı ayrı yemekler olarak vereceğiz artık sebzeleri. Her şeyin tadını öğrenip, tat alma duyunu geliştirmen gerekiyormuş. Kahvaltıda da ayrı ayrı yedirecekmişiz kahvaltılıkları. Zorlansan, yemesen bile pes etmememiz gerekiyormuş. Pütürlü yiyeceklere ya şimdi alışırmışsın ya da hiç. Bakalım nasıl olacak bu iş merak ediyorum. Süt alerjisi testi ve kan sayımı da yapıldı bugün. Epey kansız olduğun anlaşıldı. Ara verdiğimiz demir takviyesne yeniden başlıyoruz. Süt alerjisi ve laktoz intoleransı testinin sonuçları ise, 12 Ocak’ta çıkacakmış. Hadi hayırlısı…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder