7 Ocak 2011 Cuma

Gelsin yeni mamalar (06.12.2010)

Şimdiye kadar tanıştığın besinler; elma, armut, kavun, erik, havuç, patates, bal kabağı, ıspanak, karnabahar, lahana ve pirinç. 15 gün için hiç fena değil bence. İlk hafta sadece, sabahları elma-armut suyu, öğlenleri havuç-patates-bal kabağı ve pirinçten oluşan sebze püresi  ile başladık. Sonra 3 günde bir değişik sebzeler ilave ettik sebze pürene. Meyveler biraz karışık oldu. Mesela annemlerde Ankara kavunu yerken, dere gibi akan ağzının sularına daha fazla dayanamayıp sana da tattırdık. Çok sevdiğini görünce de biraz kemirmene izin verdik. Ek gıdalara geçiş, sana yedirebilmek anlamında gayet rahat geçti anlayacağın. Ama ilk meyve suyunu verdiğimiz o günden itibaren sana bir şeyler oldu. O gece neredeyse hiç uyumadık. Bunu daha çok aşılara yorduk aslında. Ama benzer geceleri ve gündüzleri sık sık yaşar olduk. Emerken ağlayarak bırakmalar devam ediyor. Bu bizi çok üzüyor. İştahın yerinde, emmek, yemek istiyorsun fakat canın yanıyor ve bırakmak zorunda kalıyorsun. Aç kaldığın için de çok sinirlenip, hıçkıra hıçkıra ağlıyorsun. Kilo vermeye başladın. 15-16 günde 180gr. verdin. Umarım böyle devam etmez. Sindirim sistemin ek gıdalara alışmaya çalışıyor sanırım, bolca gaz sancın oluyor. Bağarsakların hala yavaş çalışıyor. 6 gün bekleyip sonunda fitil yapmak zorunda kalıyorum (Bu arada ek gıdalar sayesine katı kakayla da tanışmış bulunmaktayız). Keyifsizsin bu aralar yani. Diş çıkarıyor olmanın da etkisi vardır diye düşünüyoruz. Bazen çıldırmış gibi kaşıyorsun dişlerini, kulağını çekiştirip ağlıyorsun. Ağrısı kulağına vuruyor sanırım.
Baban tam da bu süreçte, doktora tezindeki düzeltmeleri bitirip, bu işe nokta koymaya çalışıyor. Tabi sen evde avaz avaz ağlarken bu pek kolay olmuyor, aklı sende kalıyor. Ama çok çalışkan bir baban var. Sabahlaya sabahlaya bitiriyor tezi.
Bakalım o iki küçük pirinci ne zaman göreceğiz. Bu arada yeni numaran, gel yapıp kollarımızı açtığımızda bize doğru kollarını uzatman. Her geçen gün daha da tatlı oluyorsun. Bizimle daha fazla iletişim kuruyorsun. Sokak kapısını  açınca heyecanlanıyorsun, bir yere gideceğini anlayıp seviniyorsun. Eğer kucağımızda değilsen de seni bırakacağız sanıp ağlıyorsun. Anane, babaanne ve dedeleri tanımaya başladın. Onları artık bir süre görmesen de unutmuyorsun. Destekle gayet rahat, desteksiz kısa süre düşmeden oturabiliyorsun. Yeni yeni yan dönerek uyumalara başladın, ama hala yüzüstünden sırtüstüne, sırtüstünden yüzüstüne dönemiyorsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder