6 Ocak 2011 Perşembe

Ve işte hastanedeyiz (17.08.2010)

19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramı resmi tatil olduğundan, o gün baban çalışmıyordu. Biraz dışarı çıktık (galiba Yıldız Parka gittik). Döndükten sonra bir süre babanla evde vakit geçirdik. Baban saçını kestirip, kestirmemek konusunda epeyce bir düşündükten sonra, motorla Bakırköy’deki berberine gidip saçlarını kestirmeye karar verdi ve çıktı. O evden çıkalı 5 dakika bile olmadan, ben uzanmış TV izlerken, birden suyum gelmeye başladı. Ne olduğunu anladım ve korkmaya başladım. Telefonu kaptım ve gitmemiş olmasını diliyerek babanı aradım. Yola çıkmış olsaydı, motorda olacağı için beni duymazdı. Neyse ki tam kaskını takmak üzereymiş. Üzerime bulduğum ilk şeyi giydim ve beraber hastane (İstanbul cerrahi hastanesi) yoluna koyulduk.
Yolda artık ismini bulmamız gerektiğini fark ettik. Baban bana “sen ne istiyorsan, benim için tamamdır” dedi. Her konuda karar vermeyi karşısındakine bırakan ben çok karşı çıkmadan “Dila’ya ne dersin?” dedim. İşte adına böyle karar verdik. Hastaneye giderken hiç sancım ya da ağrım yoktu. Sadece su akmaya devam ediyordu. Bu his beni korkuttu. Çünkü susuz kalırsan yaşayamazmışsın gibi geliyordu.
Doktorumuz ne yazık ki birkaç günlüğüne şehir dışındaydı. İşin ilginç tarafı, ben o sabah rüyamda doğumun başladığını görmüştüm ve rüyamda “doktorumuz şu an şehir dışında, ne yapacağız?” diye korkmuştum. Bu rüyamı da babana anlatmıştım o sabah. Sonra unuttuk gitti tabii. Doktorumuz (Yılmaz Güzel, çok çok iyi bir insan ve doktor) acile gidip durumu ona bildirmemizi istedi. Gerekirse erken gelecekti. Yolda, kırmızı ışıkta ve girilmeyecek bir yerden, bütün trafik kurallarını ihlal ederek giderken, birkaç arabaya ufak bir kaza yaptırdık. Aslında  benim yüzümden oldu. Dolaşarak gidebileceğimiz bir yolu, “ doğuma gidiyoruz, birazcık beklesinler efendim” diyerek  kestirmeden gitmek benim fikrimdi. Ama tabii kaza yaptıracağımızı düşünmemiştim. Adamlar arabadan inip, yanımıza geldiler kızgın bir şekilde. Ben de karnımı gösterip “doğuma gidiyoruz” deyince biraz sakinleştiler ve bizi gitmemiz için bıraktılar. Hemen kendimizi acil girişine attık.
Nöbetçi doktor ultrasonla baktı ve suyun çok azaldığını ama senin kalp atışlarının iyi olduğunu, telaşlanmamamızı söyledi. Beni bir odaya yerleştirdiler. NST’ye bağladılar ve doktorumuzun isteği doğrultusunda sancı durdurucu bir takım ilaçlar verdiler serumla. Bir de yapıldıktan sonra 48 saat beklenmesi gereken ve bu sürede ciğerlerin gelişimini hızlandıran, kortizonlu bir iğne yapıldı. Bekleyecektik bekleyebildiğimiz kadar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder