6 Ocak 2011 Perşembe

Hamilelik Halleri (19.07.2010)

Hamileliğim boyunca, hislerimi ve yaşadıklarımızı yazmayı çok istemiştim. Hatta bir defter alıp, yazmaya bile başlamıştım. Ama sanırım biraz hamile tembelliğinden, biraz yaşamaya kendimi çok kaptırıp, yazmayı unuttuğumdan öylece kaldı bu düşünce. Şimdi hayata geçirme vakti. Geç de olsa…
Genel olarak çok rahat geçti hamileliğim. Pek bulantım olmamakla birlikte, 2. ve 3. ayımın bir kısmında  (inanması çok zor ama)tatlıya karşı bir tiksinme oldu. Tatlı kelimesi bile içimi bayıyordu. Tabi bu daha sonra tam tersine döndü. Ama hamilelik kan şekerim sınırın biraz üzerinde çıkınca, doktorum (Yılmaz Güzel) şekerli şeyleri yasakladı ve bu sanırım hamileliğimin en zor yanlarından biriydi J
İlk başlarda uzun bir süre hamile olduğumu algılamakta, hissetmekte zorlandım aslında.  Şaka gibi geliyordu. Çocuk istediğimi ve buna hazır olduğumu biliyordum ama yine de o an için gerçekleşmesi çok uzak görünüyordu.  Zamanına henüz karar vermemiştik.  Sen o kararı bizim yerimize verdin ve iyi ki de öyle yaptın. Çok güzel, insanın ayaklarını yerden kesen, karmakarışık bir  duygu yoğunluğu. Heyecan ve mutluluk, her şeyin yolunda gitmesi için duyulan endişeyle harmanlanıyor. O dönemde başka her şey anlamını yitiriyor ve bu yeni ruh haline alışmaya çalışıyorsun.
Hamilelik haberine bizden sonra en çok sevinenler tabi ki ailelerimiz oldu. Hepsi bir süre inanamayıp, sonra da ağladılar.
Hamile olduğumu öğrendiğim andan itibaren, yediklerime ve içtiklerime çok dikkat ettim. Çok nadiren de olsa, ufak tefek fastfood kaçamaklarım olmadı değil (garip bir şekilde canım istiyordu) ama her sabah babanın bizim için hazırladığı taze sıkılmış karışık meyve sularından koca bir bardak içerek güne başlıyordum. Gün içinde de mutlaka meyve ve bir avuç fındık, badem, ceviz, yaban mersini, kuru incir ya da kayısı ve kabak çekirdeğinden oluşan bir karışım yiyordum.  Haftada 1 veya 2 balık yapıyorduk. Kısacası seni en iyi şekilde beslemeye çalışıyorduk. Sanırım bunda da başarılı olduk. Her muayenede doktorumuz bize, sana çok iyi baktığımızla ilgili övgülerini sunuyordu.
Bu rutin muayeneler bizim için çok heyecan vericiydi. Seni göreceğimiz anı; günleri, hatta saatleri sayarak bekliyorduk.  Fotoğraf makinemizi hazırlayıp (ki sırf senin güzel fotoğraflarını çekebilmek için Canon G11 aldık), gözümüzü ultrason ekranından ayırmadan seni izliyorduk. Kolları, bacakları olan küçük bir bebek olarak seni ilk gördüğümüzde çok duygulandık. O anı hiçbir zaman unutamayacağım sanırım. Çok hareketliydin, neredeyse taklalar atıyordun, çok güzeldi…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder