Bu hafta sonu korkuttun biraz bizi kızım. 5 gündür kaka yapmamıştın. Cumartesi (6.gün) Silivri’deyken nihayet yaptın. Sesi duyunca çok sevindim. Fakat altını değiştirmek için açtığımda, bir de ne göreyim. Simsiyah bir kaka. Bildiğin siyah. Şok oldum ve hemen doktorunu aradım. Testler yapıldı, amipli dizanteri olma ihtimali varmış, hala sonucu bekliyoruz. Tedavi edilmediğinde tehlikeli olabilen ama zamanında tedavi edildiğinde çok da önemli olmayan bir rahatsızlık bu amipli dizanteri. Bir haftaya hiçbir şeyin kalmaz. Ama biz korktuk o kakayı görüp, amipli dizanteriyi duyunca tabii. Bütün bunlar esnasında, seni acile götürdüğümüzde ise sen doktora gülücükler atıyordun ve bu çok rahatlattı bizi. Sen çok metanetli ve pozitif bir bebeksin. Neyse ki bu konuda da babana çekmişsin bir tanem. Benden aldığın en belirgin özelliğin, açlığa tahammülsüzlüğün. Her şeye dayanıyorsun da, acıktığını hissettiğin anda hiçbir şey seni yatıştıramıyor.
Seninle ilgili diğer tespitlerimden biri de şu; dokunmaktan ve dokunulmaktan hoşlanıyorsun. Bazen uykuya dalarken elimizi tutuyorsun. Bu sana güven hissi veriyor sanırım. Bir de, bir tülbent/havluyu yüzüne sürdüğümüzde ya da kokladığında uyku moduna çok kolay geçebiliyorsun. Çoğu bebek uyumak için sallanılmak ister. Sense bir tülbentle her türlü ortamda uyuyabilirsin (bu konuda da bana çekmişsin, ben de bebekken bu şekilde uyurmuşum). Gündüzleri kendi odanda ve yatağında, perdeler kapalı, ağzında emzik, dönencenin müziğiyle, bir elin yanağına çektiğin peluş ayı örtünde, diğer elinle parmağıma yapışarak uyuyorsun. Şartlar böyle olunca, bir sıkıntın yoksa 3-5 dakikada uyuyorsun. Yani bebeğim, bu uyuma konusunda da sana minnettarım anlayacağın.
Doğduktan sonra, ilk birkaç ay uyurken kucakta olmayı çok seviyordun. İlla ten teması ve vücut sıcaklığı istiyordun. Ve hep uyurken kendi kendine ninni söylercesine mırıldanıyordun. O kadar tatlı bir ses çıkarıyordun ki, babanla bayılıyorduk bu sese. Dünyanın en güzel ve huzur verici müziğiydi bizim için. O sıralar çıkardığın bir diğer güzel ses de ıkınırken çıkardığın keçi sesiydi. “Keçi kızım benim” diye seviyorduk seni. Evet biraz dalga da geçtik itiraf ediyorum. Ama çok tatlıydın J
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder