6 Ocak 2011 Perşembe

Hamileliğimin son dönemleri (28.07.2010)

6,5-7 aylık hamileyken, Serap teyzenle tanıştık. 3 yıl gibi bir süre çalışmayı düşünmüyorum. Buna seneler önce karar vermiştim aslında. “Bir gün çocuğum olursa, onu 3 yaşına kadar kendim büyütmek istiyorum” diyordum hep. Babanın da destek olması sayesinde, bu düşüncemi gerçeğe dönüştürüyorum. Serap teyzen de hafta içi yarım gün (sabahları) gelerek bana çok yardımcı oluyor. Ev işlerini, hatta çoğu zaman yemek işini bile o hallediyor. Ben de rahat rahat seninle ilgilenebiliyorum. 
Hamileliğime dönecek olursak, yatak istirahati işe yaramıştı. Doktorumuz, sıvı biraz artınca, günlük işlerimi halledebilecek kadar kalkmama izin verdi. Biz de o dönemde, benim sürekli ertelediğim, ama yapılması gereken bir şeyi yapmaya karar verdik. 14 yıldır hemen her günümü paylaştığım kedim Haniş’le (umarım O’nu hatırlayabileceğin kadar yaşar) vedalaşma zamanı gelmişti. Silivri’de annemlerle mutlu olacağını biliyordum ama yine de O’ndan ayrılmak biraz zor geldi itiraf etmek gerekirse. Bir hafta sonunu orada hep beraber geçirerek, O’nun alışmasına yardım etmek istedik. Alıştı da ama oldukça korkaktı. Bahçeye tek bir adım bile atamıyordu. Şimdi alışmış biraz ama hala ürkek.
                    
Zaman yaklaşıyordu. Üstelik bir sonraki kontrolümüzde, doktorumuz yine sıvıyı az buldu. Erken doğum ihtimali olduğunu söyledi ve yine yatak istirahati başladı. Senin için almamız gereken şeyler vardı. Bebek arabası, park yatak ve yatak odası takımı gibi şeyler hazırdı ama giysi, bakım ürünleri, v.s. gibi şeyler esikti. En zevkli kısımlarıydı bunlar ve yapamıyor olmak canımı sıkmıştı biraz. Ben de internetten sipariş ettim çoğunu. Giysi, nevresim gibi ihtiyaçlarını da ananenler, babannenler, halanlar  ve dayınlar aldılar . Şebo teyzen de çok güzel ciciler almıştı, söylemeden geçemeyeceğim. Elmalı tulumuna bayıldım. Gülüm teyzense, taa Bodrum’dan buraya çantalar dolusu eşya gönderdi. Çok kısmetlisin anlayacağın ve çok güzel insanlarla dolu etrafımız J
İsim konusunda, baban da, ben de çok kafa patlattık. “Ne kadar zor olabilir ki” gibi geliyor ama bu en zorlandığımız şey oldu bütün bu hamilelik sürecinde. Taa başından beri defalarca listeler yaptık. Tabi ilk başlarda erkek ismi arıyorduk. Hatta  karar bile vermiştik. Rüzgar olacaktı adın erkek olsaydın. Kız ismi bulmak daha zormuş meğer. Hiçbir isim yeterince güzel gelmiyordu. Ya anlamını ya tınısını beğenmiyorduk. Her gün bir isim seçip gün boyunca adın oymuş gibi bahsediyorduk senden. Ama o da çözüm olmadı. Gerçekten çok zormuş.  Bütün bu listelerdeki isimlerden bazıları şöyleydi; Sude, Yağmur, Ezgi, Pelin, Defne, Duygu, Nil, Feza, Beyza, Ayra, Kayra, Çağla, Sedef ve tabii Dila. Bu listelerden birini yaparken Şebo teyzenden geldi Dila önerisi. Hatta çok ilginçtir ki o listeyi yaparken Tangojean’deydik. Yani babanla tanıştığımız yerde. Hatta galiba tanıştığımız masada. Bunu şu anda fark ediyorum. Adını ilk o zaman telaffuz ettik. Umarım sen de bizim kadar seversin ismini…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder